BÜYÜK ÇÖZÜLME, İnsan Doğası ve Toplumsal Düzenin Yeniden Oluşturulması

büyük çözülme, francis fukuyamaÇağımızın sıkıntılarının son derece yalın analizi olarak takdim edilen Francis Fukuyama’nın bu kitabı hem dünyanın hem ülkemizin bugünkü durumunu anlamada oldukça faydalı olacak bir kitap. Fukyama’yı daha önceki Ulus İnşası, Kör Nokta ve en dikkat çekici olanı da Tarihin Sonu ve Son İnsan eserleri ile de tanıyoruz aslında.  Bir dönem Amerikan politikalarında en etkili olan isimlerden olan Fukuyama daha sonra fikirlerini uygulayanlara sırtını dönmüş olsa da Büyük Çözülme kitabı günümüz dünyasını doğru anlamada önemli kitaplardan biri olarak karşımızda.

Kitabın ilk bölümü olan Büyük Çöküş kısmında aile, demografi, gelenekler, ekonomi, kültür ve de kadınların toplumsal rolleri üzerine duran Fukuyama ikinci bölümde ahlak kurallarının kökenleri, teknoloji, toplumsal sermaye ve örgütlenme yapıları üzerinde durmuş. Üçüncü bölümde ise büyük yeniden yapılanma hakkında fikirlerini ileri sürmüş.  Önce bozalım sonra yaparız gibi bir anlam da çıkıyor ortaya sadece içerik kısmı incelendiğinde bile.

İlk bölümde üzerinde durduğu konulardan toplumsal sermaye ile ilgili olarak “toplumsal sermayenin dünyanın her yerinde en önemli kaynağının aile” olduğunu, toplumsal sermaye olmadan sivil toplum, sivil toplum olmadan da başarılı bir demokrasi olamayacağını ifade etmiştir. Suç, aile, toplum ilişkileri üzerinde durduğu bölümlerde mahalle kavramına da ayrı önem veren Fukuyama iş ve evlerin bir arada yer aldığı eski mahalle tiplerinin suçun önlenmesinde önemli bir etken olduğunu vurgulamıştır. Cinayet oranlarındaki artışın Büyük Çöküş göstergesi olduğunu ifade eden Fukuyama, ABD için 1960’lı yılları işaret etmiştir. Suç oranındaki büyük artışın doğum patlaması yaşandığı dönemde doğanların yetişkinliğe girdikleri ve güven duygusu ile toplumsal bağların zayıfladığı bir dönem rastladığını belirten Fukuyama özellikle yeni nesillerin güvensiz bir ortamda yetişmelerinin suç oranını arttırdığına dikkat çekmiştir. Doğurganlığın artmasının dolası ile aşırı nüfuslanmanın insanoğlunun geleceğine yönelik en büyük tehditlerden biri olduğunu düşünenlerin fazlalığına işaret eden Fukuyama gelişmiş ülkelerde ise durumun tam tersi olduğunu belirtirken nüfus politikalarının dünyanın ve ülkelerin kaderini belirleyen unsurlardan biri olduğuna dikkat çekmek istemiştir.

Fukuyama’ya göre “Bireycilik çağdaş demokrasinin vazgeçilmez esaslarından biridir, fakat aşırı bireycilik de toplumsa birlikteliğe ulaşılmasını zorlaştırması bakımından demokrasi üzerinde olumsuz etki yapabilir.”  Fukuyama’ya göre Büyük Çöküş’e damga vuran olgular artan suç ve toplumsal düzensizlik düzeyleri, bir toplumsal birliktelik kaynağı olarak aileler ile akrabalık bağlarının değer kaybetmesi ve azalan güven düzeyleriydi. Artan yoksulluk ve/veya gelir eşitsizliği, artan zenginlik, çağdaş refah devletleri, dinin  güç kaybetmesi ve bireylerin kendi isteklerini elde etmeyi toplumsal zorunluluklara uymaya tercih etmeleri gibi durumları kapsayan geniş kültürel değişimin Büyük Çöküş’te etkili olduğunu savunmaktadır.

Çağdaş toplumların genel olarak daha zengin olmalarına karşın eşitlikten daha uzak yapılar haline geldiğini, refah devletlerinin buzdağının altındaki toplumsal sorunları çözemediğini ifade etmiştir. Amerika’daki savaş sonrasındaki büyük suç dalgasının işsizlik sorunun olmadığı ve toplumun zengin olduğu bir dönemde başlamasını da bu duruma örnek olarak göstermiştir.

Kitapta aile, toplum, kadın vb. konuları özellikle nüfus coğrafyası ile ilgili birçok meseleyi canlı örnekleri ile görmek mümkün. Ayrıca nüfusun yapısı ve özellikleri ile ilgili olarak elde edinilen bu bilgilerin aynı zamanda bir savaş aracı haline gelebileceği, getirilebileceği gözden kaçırılmamalıdır. Toplumsal meselelerin nasıl ülke ve dünya meseleleri haline gelebileceğini güzel ifade eden bu kitap başta nüfus ve siyasi coğrafya ile ilgilenenler olmak üzere tüm coğrafyacılar açısından önemli bir kaynaktır.

 

Add a Comment